|
Dijitürk Ve Futbolun Ürün Değeri
Digitürk büyük bir ücretle ihaleyi kazandıktan sonra Genel Müdür Ertan Bey’in önemli ve haklı eleştirilerine katılmamak mümkün değildi. Avrupa’ya yakın bir ücret ödeyecek olan kanal, Avrupa kanallarına yaklaşmayan bir Ürün sergilendiğini, Avrupa seviyelerine yaklaşmak için, Federasyon ve kulüplere düşen görevler olduğunu; yoksa bu ürünü satmakta zorlanılacağını ima etti. Doğru, hem de çok doğru bir tespitti.
Çünkü ülkemizde bazı, hatta çok az müsabakalar istisna olarak kabul edilirse genelde sertliklerle, temposuz, durarak, oynamak yerine oynatmayarak; itirazlarla dolu doksan dakikalar. Esasında, o doksan dakikanın içinde topun oyunda kaldığı süre 35 ile 50 dakika arası. Bu süreç Avrupa’da 60 dakika ve üzeri, hatta daha da süre uzatılmaya çalışılıyor. Tabi bu şekilde Ürün olarak değer kazanıyor. Şimdi ülkemize bakın!!! Kaleci aut atışlarında zaman çalıyor ,taç atışları yerinden atılmıyor yada taç atışını arkadaşına bırakıyor, frikiklerde baraj açılmaması nedeniyle 2 dakikada atılan frikikler.Sakatlanma numaraları,sakatlanan oyuncuların kuralların hilafına sahada tedavi edilmesi,serbest vuruşun yapılmasını engellemeler, kart uygulamaları itirazları,futbolcu didişmeleri,skoru önde götüren takımın profesyonelce hileleri,oyuncu değiştirmeler,hakem kart sonrası topun önüne geçip kartına uzun uzun kart gören futbolcuyu yazması…vb…. Bütün bunlar zaman kayıplar.. Peki, ya zaman kayıpları oyuna ekleniyor mu? Hayır. O zaman bunları önleyici tedbirler almak gerekiyor. Şimdi futbol akıcılığı olmadığı ve zamanın çalındığı ortada iken, Sayın Digitürk Genel Müdürü’nün haklı oluşu ve sıkıntısı ortaya çıkıyor. Bunlar önlenmeyecek şeyler değil ki, geçmişteki hakem kardeşlerim hatırlarlar, bunları geniş anlamda azaltmıştık.
Ürünün marka değerini ülkemizde kaybetmemizde bir diğer yanlış. Hakemin her düdüğünden sonra itiraz ama her şeye itiraz. Seyirciyi hakem aleyhine çevirmek yanı sıra tv başındakileri de sıkmaktadır. Sert geçen müsabakalar dolayısıyla sakatlanmalar ya da sakatlanma numaraları. Bu meyanda oynatmama düşüncesi, futbolun sağlığına kastedenler ürünün değer kayıplarından.
Ayrıca sahaların zemin bozukluğu yeşil yerine çamur ve su birikintileri...Avrupa’da ki yeşil sahalarla karşılaştırıldığında hangisi göze hoş geliyor..!
Yıllar önce Milli Eğitim ve Spor Bakanı Sayın Metin Emiroğlu Futbol Federasyonu başkanı arayışında benim de namzeti olmam sebebiyle Ankara’ya bakanlığa çağırdı. Kendisine federasyon başkanı olursam eğer; 1.Lig takımlarının sahalarının yaptırımını Federasyona verilmesini isteyeceğimi, bu konuda Manisa’da Beden Terbiyesi İl Müdürü iken drenajı ve çimi ile Türkiye’de örnek bir çim saha nasıl yaptığımı anlattım ve bu sahaları siz yeşile çevirirseniz sizin heykelinizi dikerler dedim. Sayın Bakan hemen ertesi gün bu hususla ilgili girişimde bulundu ve sahalar çimlenmeye o zaman başladı. Bunu sonradan Sayın Genel Müdür Şahap Sayın’dan da ertesi günü Sn. Bakanın başlattığını öğrendim. İkisi de hayatta bu değerli insanlar. Benim de bu işte katkımın olması beni mutlu etti.
Kısaca özetlemek gerekirse tüm bu yazılanların hepsi yapılabilir ancak o iradeyi göstermek ve çalışmak lazım. Kendi haline bırakılırsa hiçbir değişiklik olmaz. Ürünün değerini attırmasını sağlamanın yanı sıra bütün bu girişimlerin ülke futboluna da katkıları olacağı mutlaktır.
Ertuğrul Dilek
|