ZİYARETÇİ SAYISI
IP Adresiniz: 38.107.191.110
Online Ziyaretçi: 62
Bugün Toplam: 439
Dün Toplam: 845
Genel Toplam: 401012
HABER ARAMA
 
 

ÖNEMLİ LİNKLER
HAVA TAHMİNİ

Şehir Seçiniz

Standart Hakemlik Hayali

ERCAN DURNA

Tarih: 25 Ekim 2009

Okunma: 1010

 

Standart Hakemlik Hayali
 
Hakemlerimiz için söylenen bir söz vardır ve bu yıllardan beri konuşulur; “Kararlarda standardı yakalamak”. Bu futbol hakemliğinin en can alıcı noktası. Dünyada bile standart hakemlik yakalanmış değil. Ülkemizde yakalanma şansı yok denecek kadar azdır!
Hakemliğimizi Avrupa ile asla kıyaslamayınız.. Bizim hakemlerimiz Avrupalı meslektaşlarından aşağı kalır yanı yoktur. Ancak bazı şartları göz önüne aldığımızda Türkiye’de hakemlik yapmak hiç de kolay değildir. Bana söyler misiniz hangi Avrupa ülkesinde maça kelle koltukta gidilir? Müsabakadan sonra önü kesilir, küfür edilir yada çalıştığı kurumda baskı yapması sağlanır.
Öyle bir ülke düşünün ki maçtan sonra yöneticiler hakeme yönettiği bir maçtan sonra küfürler yağdırsın. Bu yetmediği gibi basın açıklamalarında “bu hakemi artık müsabakalarımıza istemiyoruz” desinler. Hatta daha da ileri giderek “Bunun hakemliği bitecek” desinler. Ve bitirsinler. Bu şartlarda hadi gelin de standart hakemliği yakalayın..
Hakemlik tarihi aslında bir yanıyla hakemin bir öteki hakemle olan yaşam ilişkisinin düzenlenmesi ve yeniden düzenlenmesinin toplamıdır.
Doğal ve üretilmiş zenginliğin paylaşımıdır söz konusu olan. Bu paylaşımda hakem, içerisinde yer aldığı toplum birimi olarak hareket eder. “Hak edenin hak ettiği yere gelmesi” gerekir. Ama yine öyle bir ülke düşünün ki klasmanlar ve kurulları oluşurken  siyasi erk müdahale yapsın…! Adamı olan bir yerlere gelsin.
Eh be kardeşim hakem saliselerin onda birinde karar veren kişidir. Bu gelişmeleri anlamayacak kadar “kör ve sağır” değildir.  Gel de şimdi standart hakemliği yakala..
 
Yardımcı hakemlik gözden geçirilmeli!
 
Son günlerde Yardımcı hakemlik tartışılır hale gelmiştir. Kulüp başkanları apaçık ortada yardımcı hakemlerin oyuna yanlış müdahaleleri ve yaptıkları hatalarından bahsetmektedirler.
Benimde içinde bulunduğum ilk Üst Klasman Yardımcı Hakemleri bir devre imzasını atmıştı. Dönemin MHK Başkanı şimdilerde TFF Genel Sekreteri Ahmet Güvener, o zaman bizleri acaip bir havaya sokmuştu. Sahaya çıktığımızda adeta sahanın lideri kendimiz sanıyorduk. Hakeme yardımlarımız hat safhadaydı. O yardımcı hakemler bir devre damgasını vurdu.
Bu yapılan hataları gördükten sonra şimdi o dönemde görev almış arkadaşlar Turgay Güdü MHK üyesi, 1996-1997 sezonunda Türkiye’nin ilk FİFA yardımcı hakemleri arasında yer alan Sadettin Güler MHK Üyesi, İlk Üst Klasman Yardımcı hakemleri arasında yer alan şimdi Hakem İşleri Müdürü olan Sürhat Müniroğlu görev başında.
Ve İlk Üst Klasman Yardımcı Hakemlik oluşumunun da büyük rol oynayan Ahmet Güvener en etkili görev başında.
Hakemlerimize mental yönden dersler veriliyor. Başarılı olunuyor diye sözler geliyor. Serdar Terekli’nin anlattıkları üst düzeye gelmiş “elit bir hakem için vız gelir tırs gider”. Yeni yetişen bir hakeme anlatsa tamam anlarım. Hakemlikte başarılı olmanın tek yolu sahaya çıktığında dolu tribünleri gördüğünde beyin olarak etkilenmiyorsanız inanın müsabakada mutlaka başarılı olursunuz.
Üst Klasman Yardımcı Hakemlerini Turgay Güdü, Sadettin Güler ve Sürhat Müniroğlu toplasınlar başlarından geçen olayları ve yapmış oldukları hakemliği anlatsınlar inanın daha başarılı olurlar.
Eğer yardımcı hakemlerimiz başarısız olursa ben önce suçu bu üç arkadaşımda ararım. Ayrıca Yardımcı Hakemlerin seçimi eskiye göre değişti galiba! Şimdilerde daha kısa boylu hakemlerden oluşuyor. Ama eskiden iki  yardımcı hakem sahaya çıktığında hakemin yanında dalyan gibi duruyorlardı..
 
 
Türkiye’yi tarıyoruz!
Hakemin Sesi olarak ilke kararımız; İyinin, güzelin yanında olmak, yanlışa, haksıza, hırsıza, arsıza dur demek. Objektif olarak yayın akışımızı sürdürüyoruz. Bizlerin başarılı olmasında hakemliğin bir yer gelmesini isteyen gönüllülerinde katkısını inkar edemeyiz. Bundan böyle araştırmalarımızı rakamlarla vereceğiz. Mesela 2. Bölgeden Balıkesir ve Bursa’yı kıyasladığımızda bir merkez ilçesinden daha az nüfusu olmasına karşılık Balıkesir’in Bursa gibi Türkiye’nin 4. Büyük iline nasıl fark attığının belgesini sunduk. Bu başarı neyle geldi dersiniz? Tabii ki önce kendi iç bünyelerinde barışı sağlamakla. Daha sonra sen ben kavgası yapmadan çalışmak, çalışmak ve eğitim.
Bursa İHK Başkanı Oğuz Arıkal ile hiç alıp veremediğimiz yok. Hiç kimseyle de olmaz. Ancak rakamların dili onun orada başarısız olduğunu gösteriyor. Balıkesir’de bulunan arkadaşlar da bizim akrabamız değil. Onların başarısını yazmayıp da ne yapacaktık? Daha önce de örnek il olarak Manisa’yı gösterdik. Kayseri’nin ise atağa kalktığını yazdık. Şunu kimse asla unutmasın kavga dövüş olan hiçbir yerde başarı gelmiyor. Hadi gel de Zonguldak’tan, Şanlıurfa’dan, Kırklareli’nden, Niğde’den, Rize’den, Ordu’dan Kocaeli’nden, Adana’dan, Mersin’den, Hatay’dan, Malatya’dan, Elazığ’dan bir yerlere adam taşıyın.. Bu illeri daha da çoğaltabiliriz.
Bir de kendisi bir yere gelmiş, sadece kendi çıkarları adına hareket eden koltuklarına yapışmış ve hakemlik adına bir şey vermeyen yöneticilerimiz de var. Bunlar zannetmesinler ki yaptıkları yanlarına kar kalacak.. Yanlış yapılan her şeyi hakem camiasının bilmesini sağlayacağız.
Doğru ve güzel olan herşeyi de alkışlayacağız.    
Esmer şarkıcı Esmeray’ın bir şarkısı vardı; Zor dostum zor sevilmeden sevmek..
Herkese barış dolu huzurlu ve kavgasız günler dileğiyle hoşça kalın, dostça kalın.….

Etiketler:

kose yazisi

Akkoç Butik Otel ADANA Şanlıurfa ASO SPOR