|
Uygulamada doğrular
Ercan Durna kardeşimiz sağolsun elinizdeki Hakemin Sesi’ni çıkartıyor. Yurt genelini kapsayan hakem camiasını ilgilendiren her konuyu sizlere sunuyor.
Bu sese tüm hakem camiasının sahip çıkmasını yürekten arzu ederek yazıma başlamak istiyorum
Benim hakemlik yıllarımda, zannediyorum şimdilerde de Avrupa’nın çoğunda bu tür hakem dergileri federasyonlarında yardımlarıyla çıkartılıyor. Ve hakem eğitiminde faydalı oluyorlar.
Bu düşünceden ben de yazılarımda bu yönde bir şeyler vermeye çalışıyorum. Hakemlik müessesinde bulunduğum 55 yıllık birikimlerimi hakem kardeşlerimle paylaşmak için.
MHK’ larda görevli olduğum dönemlerde İstanbul’da her pazartesi akşamı hakem derneğinde haftanın kritikleri ve kitabımızın dışındaki teknik konuları dile getirdiğimi, o yıllardaki hakem ve gözlemci kardeşlerim hatırlarlar. Çok faydalı eğitim geceleriydi. Diğer bölgelerde de eskisi gibi bu tür eğitim geceleri yapılsa standart hakemlik yönünden çok faydalı olur; dedikten sonra ülkemizde bazı yanlışları ve uygulamaları anlatmak istiyorum.
Şimdi ülkemizde yayıncı kuruluş yorumcuları, yeni bir kural ürettiler. Kamuoyu da sanki bunu benimsedi. Bazı hakemleri zora soktu, müsabakaya göre veya bazı hakemlere göre değerlendirmenin adı ‘‘ penaltı penaltı gibi olmalı.’’ imiş.
Peki, oyun kuralları ne oldu; 10 kusurlu hareketin top oyunda iken ceza alanında yapılacak olması, gündem dışı! Varsa yoksa penaltı penaltı gibi olmalıdır. Hazin bir buluş!
FİFA’ nın kural yapıcıları duysa ne der bu yeni kurala acaba?
Penaltı kararında önemli olan, hücum oyuncusu ceza alanına girdiğinde hakem bütün dikkatini ona müdahale edecek defans oyuncusuna yöneltmelidir. Çünkü ihlali yapacak olan odur. Hücum oyuncusunun düşüş şekli değil, önemli olan defansın kusurlu hareketlerden birini yapıp yapmamasıdır. Ben 28 yıllık hakemlik yaşamımda böyle davrandığım için yanlış penaltım olduğunu zannetmiyorum. Penaltılarda bir diğer husus, penaltı ve beraberinde bariz gol şansıda oluşmuşsa önce kırmızı kart; sonra penaltı noktasını gösterme en doğru uygulama şekli olmalıdır.
10 kusurludan biri olan ve her maçta konuşulan topu elle oynamada cezalandırılmayan ele, kola çarpmalarda yani gayri kasti olan ‘handball’larda, defansın eline çarpana hücum oyuncusunu cezalandırmak değil, kasıtsızlarda her iki taraf için oyun devam etmeli ; çünkü kurallar defans için ayrı hücum için ayrı yazılmamıştır.
Endirekt vuruşu icap ettiren hareketlerin devamı rakip oyuncuya temas etmiş ise o artık direkt vuruşa dönüşmüştür. Endirekt vuruşlarda tehlikeli harekette hedef top değilse o tehlikeli hareket olamaz. Bunlarda yanlışlar yapılıyor. Tehlikeli harekette daima top oyunda hedef olması zorunludur. Hareket bu şekilde değilse tehlikeli hareketten bahsedilemez.
Yine daha çok ülkemizde taç atışlarını mübalağalı şekilde önlerden gelip atmak üzere olan futbolcuya ard arda düdükler, yerinden at işaretleri o kadar sıklıkta oluyor ki; her maçta 15-20 kez ve uzun çalınan lüzumsuz düdükler hiç hoş olmuyor.
Düdük tesirini azaltır. Çünkü hakem düdükle bir etki yapmak zorundadır. Herşey için sıklıkla düdük çalarak (gereği yoksa) düdüğün etkenliğini zedelememelidir. Düdük oyun içinde: sert bir faul için çok sert, normal bir faul için normal, 5 metre ofsaytta hafif düdük, kritik ofsaytta uzun düdük çalmak hakemlikte bir virtüözlük işidir.
Kaldı ki 1987 yılında FİFA: taç atışı yanlış yerden yapılır ise taç atışı rakip oyuncu tarafından yapılacaktır demiştir. Bu kural sonrası benim MHK’da bulunduğum sıralar direktifim, ‘ futbolcu hakeme burası mı diye soruyorsa hakem gösterecek; aksi halde mübalağalı şekilde yerinden atılmayan tacı atış el değiştirecek demiştim ve uygulama bu şekildeydi.
Artık hakemler uygulamayı FİFA emirlerine uygun yapmalıdır.
|