Sivriservi: Onurumla bırakıyorum!
Üst Klasman Hakemi Hakan Sivriservi TSYD yaptığı basın toplantısı ile hakemliği bıraktığını açıkladı.
Eskişehir Bölgesi Üst Klasman Hakemi Hakan Sivriservi Türkiye Spor Yazarları Derneği Levent Tesislerinde bir basın toplantısı düzenledi. Av. Murat Söylemez ile birlikte yaptığı basın toplantısında Hakemin Sesi’de oradaydı.
Sivriservi yaptığı açıklamayla hakemliğe son noktayı koyduğunu söyledi. Basın toplantısını çok sayıda televizyon ve gazeteci takip etti.
Yazılı bir metni okuyan Sivriservi’nin konuşmasının tam metni:
1992 yılında başladığım futbol hakemliğinde, 2003 yılından bu yana, yani 7 yıldır aralıksız Üst Klasman Hakemi kadrosundayım. Fakat bildiğiniz üzere 5 Nisan 2008 tarihinde yönettiğim Fenerbahçe – Kayserispor müsabakasından sonra halen Üst Klasman Hakemi kadrosunda bulunmama rağmen profesyonel müsabakalarda görevlendirilmiyorum.
Hakemlik kolay değildir. Disiplin ister, özveri ister, dürüstlük ister. Yarış önce hakemliğe birlikte başladığın insanlarla başlar, bir adım öne çıkarsın. Yok onun hakkıydı, yok değildi. Onu şu destekliyor, arkasında şu var, baltalanır, budanırsın. Yoluna devam etmek istiyorsan, bütün bunlara kulaklarını tıkarsın. Daha çok çalışırsın. Kimi zaman kötü bir maç yönetir, kötü bir not alır, umutsuzluğa düşersin, uykuların kaçar. Hedefin varsa hemen toparlanırsın, mücadelene devam edersin, inancını yitirmez, gelecek güzel günleri düşlersin.
İnanmak başarmaktır. Ben de bugüne kadar, hakemliğin ilkelerine sadık kalarak, büyük bir özveri ile ailemden ve işyerimden fedakârlık yaparak sürdürdüm hakemliğimi.
5 Nisan 2008 tarihindeki Fenerbahçe – Kayserispor müsabakasından sonra MHK Başkanı ve üyeleriyle konuştuğumda oyun içerisinde olabilecek her hakemin yapabileceği hatalarımın olduğunu kabul ettim. Fakat o günden sonra Merkez Hakem Kurulu Başkanı Oğuz Sarvan
Telefon numaram kendisinde kayıtlı olmasına rağmen telefonlarıma hiç cevap vermezken, yazdığım bütün mesajları da karşılıksız bıraktı.
Ben ise; hakemlikte bize öğretildiği şekilde davrandım. Bugüne kadar hep sustum. Bu haksızlığın bir gün biteceğini düşündüm. Bana bazı arkadaşlarım ve hocalarım Hakan senin işini Kayserispor Onursal Başkanı Özhaseki bitirdi deseler de ben onlara defalarca, Türkiye Futbol Federasyonu ve Kurulları özerktir, siyaseti karıştırmazlar dedim. Almış olduğum hakem terbiyesine sadık kalarak sabırla bekledim.
Takii! geçen hafta sonu oynanan Kayserispor – Galatasaray müsabakasından sonra Sayın Özhaseki’nin “Bir hakem, Fenerbahçe maçında bizimle uğraştı. Haksızlık yaptı. Onun düdüğünü ve formasını duvara astırdık Allah’a şükür! Bu çirkinlikler sürerse, daha çok düdüğünü astıracağımız adam çıkar.” dediğini duyduğumda şaşkına döndüm, inanmak istemedim. Bahsi geçen kişi bendim.
09.02.2010 Salı akşamı itibariyle Türkiye Futbol Federasyonu’ndan bir yöneticiyi ve Merkez Hakem Kurulu’ndan bir üyeyi aradım. Yaptığım görüşmelerde son günlerde yazılı ve görsel medyada yer alan yönettiğim müsabakanın belirtildiği haberlerle ilgili olarak MHK Başkanı Sayın Oğuz Sarvan’la görüşmek istediğimi bildirdim. Görüştüğüm TFF Yönetim Kurulu Üyesi ve MHK üyesi daha sonra bana dönüş yaparak birkaç saat sonra Sayın Oğuz Sarvan’ın müsait olacağını ve benden telefon beklediğini söylediler. Sayın Sarvan benimle 2 yıldır konuşmaktan kaçınıyordu, o an bu talebime olumlu şekilde cevap vermesi beni çok şaşırttı. Sayın Sarvan’ı aradım ve “Beni bu hale getirdiniz, getirdiğiniz yetmemiş gibi beni yalnız bıraktınız, benden kaçtınız. Benim bu 2 yıldır neler yaşadığımı biliyor musunuz?” dediğimde, telefonun karşısından ses gelmiyordu. “Peki, benim hakemliğim bundan sonra ne olacak? Ben en kısa zamanda hakem arkadaşlarımın arasına dönerek, çok sevdiğim hakemliği yeniden icra etmek istiyorum.” dediğimde ise;
Sayın Sarvan “Bu artık çok zor, o zamanki şartlarla şu anki şartlar bir değil. O zaman yeni bir oluşum vardı ve güven ortamı gerekiyordu. Tek başına ben bir şey söyleyemem, Yönetim Kuruluna sormam lazım.” dedi ve telefondan söylerken yüzü kızardı mı bilmiyorum ama rahat bir ses tonuyla bana gözlemcilik yapmamı teklif etti.
Bu inanın içime sindirmemin mümkün olmadığı bir tekliftir. Sayın Sarvan, “Neden hakemliği bu kadar çok istiyorsun?” dediğinde, yıllarca emek vererek buralara geldim dedim. Bu sözlerimin hemen arkasından kendisi “Her şey hakemlik değil, gözlemciliği neden düşünmüyorsun? Donelerin de buna uygun” deme cüretini göstermiştir.

Takdirini spor kamuoyuna bırakıyorum. Değerli Basın Mensupları, şimdi soruyorum;
Ben bu mesleğe 17 yılımı verdim. Üst Klasman Hakemliğine yükselebilmek için 10 yıl çalıştım. 7 yıldır da tüm Türkiye’nin gözleri önünde üst düzey maçları yönettim. Hakemliğin affedilmeyecek tek yanlışı dürüstlüğe ve tarafsızlığa aykırı davranış biçimleri sergilenmesidir. Ben bir an olsun bu hatalara düşmedim. Üstelik maçlardaki başarım da bahsi geçen maç öncesinde ardı ardına 8 hafta üst düzey müsabakalarda görevlendirilmiş olmamla sabittir.
Ben her platformda tarafsızlığımı koruyor ve hiçbir baskı altında kalmıyorken, beni yönetenler, üyesi olduğum ve beni koruması gereken camia ne çeşit baskılar altında kalarak bir maçla 17 yıllık emeğimi onursuzca heba edebiliyor? Tüm yaşadıklarım karşısında dahi saygı duyarak çözüm beklediğim Merkez Hakem Kurulu nasıl olurda 2 yıl suskunluktan sonra bana çözüm olarak hakemliği bırakıp gözlemcilik yapmamı teklif eder? Bu ne vicdansız bir pazarlıktır? Eğer Sayın Özhaseki bu açıklamayı yaparak olayı aydınlatmasaydı Sayın MHK bana hiçbir açıklama yapmayacaktı. Bu nasıl bir sahip çıkma, koruma, kollama, evlatları olarak görme anlayışıdır?
Canımdan çok sevdiğim babam; Üniversite son sınıfta okurken bana “Oğlum Allah’ın izniyle seni okutabildim, bundan sonrada evlenirsin. Maalesef benim sana bırakabileceğim onurlu yaşamımdan fazlası yok.” demişti.
Keşke bizi evlatları olarak gördüğünü söyleyenlere de babaları bu mirası bırakmış olsaydı…
İnsanların emeklerini onursuzca çalmasalardı.
Ben sözümü tuttum. Bugüne kadar onurlu yaşadım. Hakemliği onurumla yaptım.
Yöneticiler ortada yokken beni hiç yalnız bırakmayan ve hala bu kaygan zeminde hakemlik yapmaya çalışan hakem arkadaşlarıma, yetişmemde emeği olan gözlemci ve eğitimci hocalarıma, biricik eşim Zübeyde ve kızım Defne’ye çok teşekkür ediyorum. 2 yıldır benim ve ailemin çekmiş olduğu manevi ızdırabı kimse bilemez.
Bu Merkez Hakem Kurulu göreve geldikten sonra 8 hafta üst üste görev almış, ancak 05.04.2008 tarihinde yönettiğim Fenerbahçe-Kayserispor müsabakasından sonra ise yaklaşık 2 yıldır hiçbir görev almadığım gibi dışlanarak, hiçbir seminere dahi çağrılmamış, bir hakem olarak beklememin tek sebebi kırılan onurumun bana iade edilmesiydi. Ancak, Kayserispor Onursal Başkanı Sayın Özhaseki’nin sözleri benim günahsız olduğumu ortaya çıkarttığı gibi, bir güç gösterisine de kurban gittiğimi de açıkça ortaya koydu.
Şimdi ben aklanmış ve onurlu bir insan olarak, çok sevdiğim futbol hakemliği görevinden istifa ediyorum ve aynı onurlu davranışı da Merkez Hakem Kurulu Başkanı Sayın Oğuz Sarvan’dan bekliyorum. Sayın Basın mensupları maalesef bu mesleği içim acıyarak, istemeyerek ama Allah’a şükür onurumla bırakıyorum.
